DEVLETİN DERİNLİKLERİ

Gerek ülkemizde, gerekse tüm dünyada halkların kafasını sürekli meşgul eden, varlığı tam olarak tespit edilemeyen, özellikle de bu gizemli halini fırsat bilerek birçok maceraperest kişiler tarafından suistimal edilen kavramdır derin devlet.
Kelime manası itibariyle incelediğimizde bir devletin varlığını koruyabilmesi için, sürdürdüğü legal faaliyetlerin kâfi gelmediği zamanlarda kendini müdafaa edebilmesi için oluşturduğu savunma refleksidir.
Devlet; tedavülde olan ve elden ele geçen güç demektir. “Halkı yaşat ki devlet yaşasın” sözünün tezahürü olarak, halkın varlığı ile teşekkül etmiş bir oluşumdur. Soyut kavramdır. Halk içinden muhtelif yollarla seçilen insanların kurumlarda görev yapmasıyla ve hizmetlerin devamlılığı ile devletin varlığı kendini gösterir. O yüzden halk gerek hayati manada gerekse ahlaki manada yaşarsa, yani ahlaklı bireyler olarak hakka hukuka riayet eden, Allah korkusu taşıyan bireylerden oluşursa, devlette görev yapan insanlar haliyle o halkın içindeki insanlardan müteşekkil olacağı için devleti aynı temizlik ve titizlikte çalıştırır. Bu vesile ile halkın yaşaması devleti yaşatmış olur.
Şayet halkın birçoğu bu bahsettiğimiz değerleri dikkate almaksızın yaşayan insanlardan oluşuyorsa, haliyle devlet görevi yapacak insanlar da bu kişiler arasından bir şekilde seçilmiş olacağı için devletin manevi varlığı sekteye uğramış olur. Adalet ortadan kalkar. Zulüm baş gösterir. Devlet kurumlarda hizmet eden bireylerin ahlaki durumuna göre iyi veya kötü olarak sıfatlandırılır.
Bu süreçler buradaki satırlarda tarif ettiğimiz kadar kısa ve kolay anlatılıp yaşanmaz. Yıllara, hatta onyıllara tekabül eden dengesizliklikler yaşanır. Nesiller bu süreçlerden etkilenir. Temizlenmesi, telafi edilmesi imkânsızlaşmaya başlayan dönemler yaşanır. Tarihin ilgili kısmı bu hezimetlerle dolar.
Derin devlet kavramı aslında tıpkı devlet kavramının kutsallığı gibi kutsaldır. Devlet nasıl ki halka hizmet için, halkın malını, ırzını, her türlü hakkını korumak için varsa, derin devlet de bu hakları koruyacak olan sistemin tehlikeye düştüğü anlarda devleti koruyabilmek için vardır.
Adaletin tam olarak tesis edildiği ülkelerde sistem zaten halkını da devletini de korumaya muktedirdir. Derin devlet dediğimiz oluşumlar devleti uluslar arası platformlarda ihtiyaç duyulduğunda korumak için vardır.
Yıllarca devlet görevlilerimizin terör örgütleri tarafından şehit edildiği, devletimizin küçük düşürülmeye çalışıldığı dönemler yaşadık. Hepimizin isimlerini bildiği muhtelif terör örgütleri, onlarca diplomatımızı şehit etti. Bu suikastlerin gerçekleştirildiği ülkeler zaten özellikle seçilip, gerek kanuni durumunun yetersizliği, gerekse ülkemize bakış açısı itibariyle düşman sayılabilecek ülkelerdi. Diplomatlarımızı korumadılar. Şehadetlerinden sonra gerekli hukuki süreçleri hakkaniyetli bir şekilde yürütmediler. Acze düşmüş gibi davrandıkları da oldu, hafife alarak takip etmediklerini usulüne uygun bir şekilde gösterdikleri de.
Başlığımıza uygun olarak bir girizgâh yapmaya çalıştıktan sonra elimden geldiğince bilgim görgüm yettiğince günümüze değinmeye çalışacağım.
Günümüzde maalesef herkes derin devlet elemanı. Herkes çok derin. Elinizi sallasanız birkaç tane derin devlet ajanına değiyor.
Derin devlet konuları işleyen filmlerdeki ofislere uygun bir ofis döşeyen, birkaç emniyet, silahlı kuvvetler ve mit personeli tanıyan kişiler, derin devlet elemanı oluveriyor.
Hâlihazırda istihbaratçı olarak görevde olan bir dostum 2010 yılında Türkiye’de 4 milyon kişinin şizofrenik vak’a şeklinde kendini derin devlet elemanı zannettiğini ve çevresine o şekilde tanıttığını söylemişti. Bu sayı şimdi kimbilir kaç olmuştur?
Devlet kurumlarından emekli olan bazı vatandaşlarımız da bu suistimallere maalesef çanak tutabiliyor. Onlar da kendilerine mükellef bir ofis tutup, birkaç kafa dengi kimseyle bir araya gelip iş takibi yapabilmek maksadıyla kendilerini bu cazip derin âlemlere atabiliyorlar.
Durumu gayet iyi olan bir iş adamı dostum günün birinde bahsettiğimiz türden derin beyefendilerle tanıştırılmış. Kendisinin bir işini çözmek için yüklü miktarda para istemişler. Onlarla tanıştığını kimseye söylememesi gerektiğini, eğer söylerse başına ciddi iş alacağını da belirtmeyi ihmal etmemişler. Tabi bu uyarıyı yapacak ki muhatapları ketum olsun, bir vesileyle esaslı birine denk gelip yakayı ele vermesinler.
Konuya bir şekilde müdahil olmak durumunda kaldım. Kendilerini ziyarete gittik. Büyük bir villayı masraftan kaçınmayarak dayamış döşemişler. İçeride eli telsizli ve telsizleri de açık şekilde görüntü veren iri yarı güvenlik görevlileri bulunuyor. İlk bakışta acaba dedirtebilecek bir ortam.
Malum beyefendiyle müşerref olup karşılıklı oturduk. Kanuni olarak zaten belli noktada olan bu işi nasıl çözeceklerini gayet kibar bir şekilde, öğrenmek istercesine bir tavırla sordum. Türkiye’de herşeyin mümkün olabileceğini ve çoğu işin para ile çözülebileceğini, kendilerinin zaten bu tür durumları çözmek için var olduklarını düzgün cümlelerle ifade etti.
Mesleki geçmişini sordum. Görev yaptığı yerlerde kendisinin sicil amiri konumunda bulunan birkaç arkadaşımın olduğu meydana çıktı. Ve konu bu noktaya geldikten sonra bizim derin abi yüzeye doğru çıkmaya başladı. Zira o derinlikte nefessiz kalmıştı.
Çok üzerine gitmeden, incitmeden bu işi kiminle çözeceğini sorduğumda çok önemli bir isim de verdi. O kişi de ortak bir dostum vasıtasıyla tanıdığım biri çıkmıştı. Bunu kendisine söyleyince, kendisine bir telefon gelmiş gibi yapıp acilen çıkması gerektiğini söyleyerek çıktı. Biz de bir müddet sonra çıkmak zorunda kaldık. O kişi bir daha arkadaşımızın telefonuna da cevap vermedi. Biz de üzerimizde vebal kalmaması için gerekli yetkililere durumu ilettikten sonra bir facianın önlenmesi hususundaki rolümüzün manevi rahatlığının verdiği iç huzurla konuyu unuttuk.
Eminim ki bu anlattığıma benzer şeyler yaşayan birçok kişi vardır. Suistimal edilen bu açık, devletimiz tarafından kanunlarla kapatılmadıkça benzeri hadiseler yaşanmaya da devam edecektir.
Maalesef derin devlet kavramının sivil halk içerisindeki karşılığı, tezahürü bu ve benzeri şekildedir. Devlette göreve devam eden kritik vazifeler ifa eden birçok personel de üzücüdür ki şahsi menfaatini gözetecek şekilde kimliğini ve kurumunu kullanmanın derdinde.
Elbette istisna şahıslar da vardır. Hak hukuku gözetecek bakış açısı ve değerlere sahip, merhametli, güzel ahlak sahibi olup, kritik birimlerde görev yapan arslanlar da mutlaka vardır. İşte onlar bizim isimsiz kahramanlarımızdır.
Kendilerini kesinlikle ifşa etmedikleri gibi, maaşlarından başka tek kuruşa asla tenezzül etmezler. Kendilerinin ve çocuklarının midelerine haram lokma indirmezler.
Devlet malının tam manasıyla bir ateş olduğunu bilirler. Yaşamakta olan ve vefat eden tüm halkımızın o malda hakkı olduğunun bilinci içerisindedirler. Devlet malından bir kuruşun kendilerini mahşer yerinde milyonlarca kişiyle muhattap edeceğini hayat tarzı olarak benimsemişlerdir. Onlar maaşlarını bile fakir fukara ile paylaşır zekâtını sadakasını seve seve verirler. Makamları hangi mertebede olursa olsun işleyecekleri suçun hem bu dünyada, hem ahirette mutlak surette karşılığı olacağını çok iyi bilirler.
Hayatları böylesi tevazu ve vakar içerisinde geçtiği gibi şehadetleri de tıpkı kendileri gibi derin bir sessizlik içerisinde olur.
Şunu büyük bir rahatlık içerisinde söyleyebilirim ki eğer gerçekten böyle kişiler varsa, bahse konu derinliğe sahip kişilerle o vasıfları konuşulacak, deşifre olacak şekilde asla tanışamazsınız. Herhangi bir yerde kendilerine tesadüf edebilirsiniz. Fakat kim olduklarını bilmezsiniz. Bu özellikleri onlar için tıpkı yatak odası sırrı gibidir. Bu tarif sanırım bu durumu izaha muktedirdir.
Dilim döndüğünce bu kavramı izah etmeye çalıştım. Elbette kısıtlı bilgilerimle izaha çalıştığım bu yazımı okuyacak devlet büyüklerim olacaktır. Had bilmezlikten öncelikle Allah’a sığınır sonra da sürç’i lisanım için o muhterem büyüklerimden özür diler ellerinden öperim.
Allah (cc) devletimize zeval gelmesine fırsat vermesin.
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN Bey olmak üzere tüm samimi ve sadık devlet görevlilerimize sağlıklı, huzurlu, uzun ömürler temenni ederken, ahirete göçmüş olanlara da Cenab-ı Hak’tan rahmet dilerim.
Allah(cc) bizlere adaletiyle değil merhametiyle muamele etsin. Devletimiz kıyamete kadar en kudretli şekilde var olsun.
Bahadır İZGİ