EMNİYET-POLİS

Başa gelebilecek kötülüklerden, kendini güvende hissetmek ya da yaşanmış olan bir sıkıntı veya sorundan kurtulmayı tarif eden gelen emniyet, insanın en önemli ihtiyaçlarının başında gelmektedir.

Kök itibariyle eman, emin kelimelerinin türetilmesiyle oluşmuştur. Eman; Emin olmak, güvenmek, korkmamak, endişeden kurtulmak demektir. Emanet, bir kimsenin güvenilir olması anlamına geldiği gibi, güvenilen bir kimseye bırakılan herhangi bir eşya anlamına da gelir. Bir savaş hukuku terimi olarak da eman; düşmana emniyet altında olduğuna dair verilen söz de demektir. “Size eman verdik derken, bizden size bir zarar gelmeyecek. Güvendesiniz.” anlamında kullanılır. Günümüz devletler hukukunda, sığınma veya iltica talebinde bulunma, aslında o devletten eman istemek niteliğindedir.

Meseleyi getirmek istediğim nokta, takdir edersiniz ki “POLİS”’tir. Polis, latin kökenli bir kelimedir. Kelime manası itibariyle Polis, “şehir” demektir. Zaman içerisinde polis; yukarıda bahsedilen emniyet kelimesi ile ilgili manaları da içerisinde barındırarak, şehrin güvenliğinden sorumlu, insanların can ve mal hususunda, kötülüklerden emin olmasını sağlayan, güvenilir olan, güven duyulan, eman istenen, eman veren, emanet edilebilecek, emin kişi anlamlarına tekabül eder hale gelmiştir.

Polis, güven demektir. Güvendir. Güvenilendir. Herhangi bir durum karşısında, insanların kuşku ve tereddüt duymadan, inandığı, sığındığı kişidir. Polis, devlet demektir. Kalabalık bir toplulukta anket yapılsa ve devlet deyince aklınıza ne geliyor dense büyük çoğunluğunun mutlaka “polis” cevabı vereceği görülecektir.

Polis halktır, halktandır. Halkımız, polisi kendinden görür. Bugün kapımız herhangi bir kişi tarafından çalınıp bir yardım istense, bu durum tereddütle karşılanır ve büyük ihtimalle de kişi geri çevrilir. Fakat, kapımızdaki kişi bir polis olursa, seve seve evimize misafir eder elimizden gelen ne varsa yaparız. Çünkü polis, bizden biridir. Polis, karşılığı, aldığı maaş olan bir işi yapmamaktadır. Yaptığı işin maddi olarak bir karşılığı yoktur desek yeridir.
Herhangi bir sıkıntıyla karşılaşan insanların, aklına ilk gelen numara, 155’tir. Can ve mal güvenliğinin, yegane adresidir 155. Kimi zaman hayattır. Hayatta kalabilmenin kısa yoludur. Canı yananın müracaat edeceği, kurtuluş kapısıdır. Gece gezen, devriye ekip araçlarının tepe lambasındaki kırmızı mavi ışıklar, korkuları gideren aydınlıklardır.

Özel Harekat Polisi; kadın erkek tüm halkımızın hayranlıkla izlediği, onların yerinde olmak istediği, üniformaları göz alıcı, onlar varsa tüm çatışmaların hatta savaşların bile kazanılacağının düşünüldüğü, teröristin kaçacak delik aradığı, örgüt yöneticileri tarafından “özel harekatla kesinlikle çatışmaya girmeyin” diye tembihte bulunulan, attığını vuran, isimsiz kahramanlardır.

Terörle Mücadele Polisi; Terörist deyince akla gelen türlü kahpe ve hainlerin korkulu rüyası olup, gizemli halleriyle halkımızın göğsünü kabartan, dosta güven düşmana korku veren gözü kara cengaverlerdir.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Polisi; Halkın, gerek televizyonda, gerek medyada gördüğü, havalı mafya babalarını dize getiren, onlara adım attırmayan, onları adam eden, kendilerine “baba”diyenlere, gerçek “baba”nın devlet olduğunu öğreten, havada, karada kimsenin kendilerinden kaçamayacağı, bir şeyler kaçıramayacağı gönül fedaileridir.
Çevik Kuvvet Polisleri; Boy, pos ve kıyafetleriyle her daim göğsümüzü kabartan, kalabalık olmalarına güvenerek, toplumda infial uyandırmaya çalışan düzensizleri, düzene sokan istikamet veren, savaşçılardır.

Sivil Polisler; ise en gizemli birimlerdendir. Her an her yerde olabilen, nereden, kim olarak karşımıza çıkacağı belli olmayan, “yerin kulağı vardır” darb-ı meselini söyleten cefakarlardır.
Olay Yeri İnceleme Polisi; Herhangi bir hadise vuku bulduğunda, olay mahallini çevirip, girilemeyeceği söylenen yerlere girip çıkabilen, sınır çizen, yelekleriyle meşhur canlardır.
İstihbarat Polisi; ise kimse tarafından bilinmeyen, görülmeyen ama herkesi görüp bilen tanıyan, duyan teknolojik kulaklardır.

Gerek büro içinde gerek dışarıda, gerek yurt dışında bulunan tüm polisimiz dosttur, kardeştir, candır. Birçok insan polise hayranlık duyup ve yerlerinde olmak istese de, polisin meslek hayatında yaşadığı sıkıntıları tam olarak bilmeleri durumunda, bu işi yapmaya cesaret dahi edemeyeceklerdir.

Bir çok yönüyle bakıldığında da polislik büyük risktir. O şerefli üniforma üzerlerindeyken, her daim tehdit altındadırlar. Suç ve suçluyla mücadele eden polis, üzerinde üniforması varken tüm suçlular tarafından rahatça görülebilmektedir. Bu yönüyle de kolay iş değildir. Her babayiğidin harcı değildir.

Polis, bir taraftan da adaleti temsil eder. Adaletli davranmayanların, suç işleyenlerin de korkulu rüyasıdır aynı zamanda. Adalet, adl; ALLAH(cc)’ın sıfatlarındandır. Güven ve adaleti temsil eden polis, bu yönüyle ALLAH’ın bu sıfatını da kısmen üzerinde taşır. O yüzdendir ki, bir vatandaş, emniyet tarafından telefonla aransa, ya da bir şekilde davet edilse, herhangi bir suçu olsun veya olmasın korkar çekinir. İnsana bu gibi korku ve endişeyi yaşatan sebep, işte bu “Adl” sıfatının verdiği ağırlıktır. Evet polis ALLAH’ın (cc) ordularındandır.
Her meslekte olduğu gibi, Emniyet Teşkilatı’mızda da, meslek ahlakına uygun davranmayan kişiler olabilir. İnsandır sonuçta. Hem Adem’i, hem iblisi içinde taşımaktadır insan. Her insanın, nefs mücadelesi dediğimiz bu savaşı, ömrünün sonuna kadar devam edecektir. Polis kardeşlerimiz de bu mücadelenin en ağırlarından birini yapmaktadır. Üzerlerinde, kendini diğer insanlardan, bazı konularda üstün ve farklı bir kisve barındırmaktadırlar. Bu üstünlük ve farklılık, nefsle mücadele noktasında dezavantaja dönüşebilir. Kimi kardeşlerimiz de bu savaşı kaybedebilir. Bu olağandır. Bu kaybediş halinin gerektirdiği ölçüde, en basitinden en ağırına kadar muhtelif cezalarla karşılaşabilirler. Bu vesile ile, yanlış bir iş yapmış veya yapmakta olan bir polis kardeşimizin suçunu, tüm teşkilatı bağlayacak şekilde tarif etmek son derece yanlıştır.

Unutmayalım ki onlar bizim kardeşlerimiz, abilerimiz, ablalarımızdır. Onlar ölürse şehit, kalırsa gazi denecek şekilde bir meslek icra etmektedirler. Ameller niyetlere göredir. Bir polis, niyeti her daim ALLAH rızası için, vatana millete hizmet düsturuyla hareket ederken, attığı her adımına sevap vardır. Nöbetinde sevap vardır. Nöbet tutarken bakışından sevap kazanır. Bu yönüyle de bizim asla elde edemeyeceğimiz makamlar, bu insanlara ALLAH tarafından bahşedilir. Bu konuya somut bir örnek vermek istiyorum.

İsteyen internetten, gazetelerin 08.05.2020 tarihli haberlerini kontrol edebilir. Yer Kars, Sarıkamış ilçesi Karakurt Köyü mezarlığı. Burada yapılan baraj dolayısıyla bu mezarlıktaki kabirler bulundukları yerden, ailelerin istedikleri yerlere nakledilmesi esnasında hiç bozulmamış bir cesetle karşılaşıldı. Vefat edeli tam 41 yıl olmuş ve beden ilk günkü tazeliğini koruyor. Belli ki bu kişi bir şehit. Kabirde yatan kişinin kimliğine baktığımızda Terörle Mücadele Başkomiseri Natık KARADENİZ. Bir terör hadisesinde şehit olmuş. Hem de hakiki şehit. Öyle ya her ölenin şehit olamayabileceği söyleniyor Peygamberimiz tarafından. İşte ALLAH(cc) bize şehit kuluna edeceği muameleyi gösteriyor. İbret vesikası olarak akıllarımızda kalsın da ona göre yaşayalım diye yıllar sonra karşımıza çıkarıyor. Bu ağabeyimizin cesedi değil 41, 4100 yıl sonra da açılsaydı aynı şekilde dururdu. Çünkü onu muhafaza eden ALLAH(cc).

Ailesi mezarını memleketi olan Mersin’e götürmek istemiş. Ve kabir açıldığında Natık ağabeyin cesedi olduğu gibi duruyor. ALLAH kendisine gani gani rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. ALLAH bizlere de o makamı nasip eylesin.

Evet değerli kardeşlerim; sonunda böyle bir makam olan bir meslek icra ediyorsunuz. Şehit olmazsanız da yaşantınıza göre gazisiniz. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde “Gazinin geçmiş ve gelecek tüm günahları affolmuştur” buyurmaktadır. Bu da az bir şey değil. Eceli geldiğinde bir insanın affedilmiş olarak vefat etmesi, hepimizin hasretle beklediği bir şey.

Rabbim bu zorlu yolunuzda, istenen hedefe başarıdan başarıya koşarak eriştirsin. Her daim helal lokma yiyerek, nefse galip gelerek, en az kendiniz kadar başarılı, kabiliyetli, güvenilir polisler ve evlatlar yetiştirmenizi nasip etsin.

İnsanı yaşatalım ki devlet yaşasın. ALLAH(cc) devletimizi kıyamete kadar payidar etsin.

Polis Gazetesi İstihbarat Şefi
Bahadır İZGİ