MUHTEŞEM SÜLEYMAN’IN TORUNU SOYLU SÜLEYMAN

Herkes şunu çok iyi bilsin ki, İçişleri Bakanımız Süleyman SOYLU ile gurur duyuyorum.
Bu sözümü de siyasetin her türlü tesirinden uzak, devletçi bir yaklaşımla söylüyorum. Söz konusu devletin güvenliği ise bu ülkenin İçişleri Bakanının başarısı herkes için hayati önem taşımalıdır. Bu sebeple bugün İçişleri Bakanımız Süleyman SOYLU’nun ortaya koyduğu yüksek irade ve ona ayak uyduran güvenlik güçlerimizin her biri ile bu vatanın evladı olarak gurur duyulması gerekir.
Allah polisimizi askerimizi her daim korusun. Bu vesile ile Sayın Süleyman SOYLU’yu da korusun. Yazıldığı gibi okunan içi dışı aynı olan bir adamdır Süleyman SOYLU. Zor bulunur böyle bir İçişleri Bakanı. Cumhuriyet tarihinde İçişleri Bakanı olarak bir Mehmet AĞAR bir de Süleyman SOYLU kendilerinden böylesine övgü dolu sözlerle bahsettirmiştir. AĞAR, mensubu olduğu emniyet teşkilatının içinden geldi. Öncelikle mülkiye teşkilatında devletle tanıştı. Sonrasında polis teşkilatına geçiş yaptı. SOYLU ise genç yaşta girdiği, yoğrulduğu siyasetin içerisinden gelmesine rağmen güvenlik teşkilatlarının yıllardır içerisindeymişcesine başarılı oluyor.
Bu ülkede ‘MİLLİ’ bir İçişleri Bakanı olmak zordur. Çünkü öyle kuvvetli baronların tekerine taş koyar nasırlarına basarsınız ki tek başına mücadele etmek zorunda kalırsınız. Ama millet hep yanınız da olur. AĞAR’ın unutulmamasının sebebi de budur. Aynı şekilde milletin gönlünü kazanan SOYLU da unutulmayacaktır. O nedenle bugün tarih yazan, milletin nezdinde büyük bir karşılığı olan İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU’nun millet destekli yaptığı her çıkışın, siyasi baronlar dâhil birilerini rahatsız etmesi kadar doğal bir şey olamaz. Kılıçdaroğlu şunu demiş, Akşener bunu söylemiş, Babacan böyle diyormuş, Davutoğlu şöyle düşünüyormuş. Laf-ı güzaf bunlar.
Milletin ne düşündüğüne, ne dediğine kulak verin. Yaşarsak hep birlikte göreceğiz. Tarih ‘Cesur yürek bir İçişleri Bakanımız vardı’ diye Süleyman SOYLU’nun adını altın harflerle yazacak, Türk milleti bir gün bakanlık koltuğunu bıraksa dahi sevgi ile her zaman Süleyman SOYLU’yu bağrına basacaktır.
Çünkü o; Koltuktan güç alan değil koltuğa güç veren adam olmayı başardı. Makamdan değer alan değil makama değer katan bir bakan oldu. Kato Dağı, Tendürek Dağı, dereler, tepeler ilk kez bir İçişleri Bakanı ile tanıştı. O şunu der, bu bunu der demeden, gizli ajandası olmadan doğru bildiği yoldan yürüdü, milleti gibi düşündü, doğruları söylemekten asla çekinmedi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın duygularını bizzat yaşadı ve yaşatmaya çalıştı.
Muhtelif komplolarla onu deviremeyenler kimi zaman Reis’i taklit ediyor, onun yerine kendini hazırlıyor gibi fitneler ortaya çıkarmaya çalıştılar. Parti ile arasının açık olduğu hezeyanlarını ortaya attılar. Hala da ellerinden gelen fitnebazlığı yapmaya devam ediyorlar. Etsinler. Allah her zaman doğrunun yanındadır. Bize meçhul olan Allah’a ayandır.
O fitnelerden birine daha bakalım. Uyuşturucu ticareti yaparak okul önlerinde evlatlarımızı zehirlemek için pusu kuranlara karşı “Yakalarsanız ayaklarını kırın” şeklinde verdiği talimat, milletin duygularında karşılık bulmuştur. Millet kendi diliyle konuşan duygularına tercüman olan halktan bir içişleri bakanını karşısında bulmuştur.
Bu sözü, bu çıkışı “SOYLU’nun yeni vukuatı” diye tabir eden gerizekalılar daha doğrusu salağa yatan profösyönel fitneciler de çıkmıştır.
Ne diyor Şeyh Edebali? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.
Peki, SOYLU ne söylüyor?
“Bir uyuşturucu satıcısını gördükleri zaman, beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar, ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler, o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmayan polis görevini yapmamış demektir. Benim ülkemin gencinin canına mal olacak, onu zehirleyecek ve aileleri huzursuz yapacak bir kişiye gereğini yerine getiren suçunu bana atsın. Suçu neyse 5, 10 ya da 20 yıl içeride yatmaksa yatarım. 2018 yılında bunların tepesine çökeceğiz ve milletimizi bu illetten kurtaracağız.”
Kim rahatsız olur bu sözlerden? Devletin gücünü kendilerine engel olarak görenler, vatan millet düşmanları, millet ile istikametleri ayrı olanlar.
Biri “Bu açıklama suçtur” diyor. Diğeri “Vay sen nasıl böyle dersin” diye sözde insan haklarından dem vuruyor. Bir diğeri “Bir bakan böyle açıklama yapar mı?” diye hedef gösteriyor. Öteki “Bu adam ne konuştuğunu bilmiyor” diye ahkâm kesiyor.
Nasıl insanlarsınız siz? Sizin evladınız yok mu? Anne ve babalara SOYLU ne diyor diye sordunuz mu? Hadi cesaretiniz varsa sorun. Alın cevabınızı. Bakanım Allah senin varlığını eksik etmesin. Ağzına yüreğine sağlık.
Siz hiç çocukları uyuşturucu kurbanı olmuş acılı anne ve babalarının yerine kendinizi koydunuz mu? Bakın bir anneden bahsetmek istiyorum size
Gaziantep’te yaşıyor. Adı Halise S.18 yaşında Mahmut S. isimli bir evladı var. Şimdi o annenin feryadını iyi okusun ahlaksızlar.
“Oğlumun evde son zamanlarda birkaç kez titrediğini gördüm. Bize karşı tavırları değişti. Son günlerde odasına kapanıyordu. Ben bir gün odasına girdiğimde odasında uyuyordu. Elinde sigara paketi gördüm ancak sigara paketinin şişkin olduğunu görünce içini açıp baktım. Kâğıdın içine baktığımda sigara olmayan bir şey gördüm. İnternetten baktığımda bonzai olduğunu öğrendim.
Yaklaşık 10 günden beri oğlum kayıp ve haber alamıyorum. Bize gelen oğlumun arkadaşının telefonunda tesadüfen bir görüntü gördüm ve bu görüntüyü kendi telefonumla çektim.
Bir evin içerisinde uyuşturucu kullandıkları hallerinden belli olan kişiler ve oğlum var. Görüntüde çoğu kendinden geçmiş ve baygınlar. Bütün gençler bu kötü tuzağa düşebilir. Hiçbir annenin yüreği yansın istemiyorum. Oğlum gelsin, bir tane oğlum var. Daha çok bataklığa batmadan gelsin. Bizim telefonlarımızı açmıyor. Kız kardeşi 1 aya kadar evlenecek, onun bile telefonunu açmıyor. Oğlumun bulunmasını istiyorum. Kimin yetkisi varsa çocuğum bulunsun. Hiçbir annenin yüreği yanmasın. Birçok anne evlatlarının durumunu kimseyle paylaşamıyor. Ben oğluma ulaşamıyorum. Hayatından endişeliyim”
İşte yüreğine ateş düşen bir annenin feryadını okudunuz. Damdan düşenin halini damdan düşen bilir diyebileceğimiz somut bir örnek. SOYLU’ya tepki gösterenler hadi şimdi koyun kendinizi bu annenin yerine. Hadi çıkın karşısına o ananın ve Süleyman Bey’e tek kelime edin. Anlatın SOYLU’ya gösterdiğiniz tepkiyi ona. Var mı cesaretiniz?
İşinize gelmez. Cesaret edemezsiniz. Hal böyle iken Süleyman Bey’i de sevmezsiniz tabii. Çünkü SOYLU milleti ile aynı duygularla aynı istikamette yürüyor. Gerisi onun için hikâye.
Terörü bitme noktasına getirdi akabinde gözünü zehir tacirlerine dikti. Türkiye’ de gündem oluşturmaya çalışıyor. Uyuşturucu ve satıcıları şu an ülkenin en önemli gündem maddesi oldu. Sorunu dillendiriyor. Toplumsal bilinç oluşmasını sağlayıp, kamuoyu desteği sağlamaya çalışıyor. Son aylarda birilerinin adeta düğmeye basması ile SOYLU üzerinde başlatılan yıpratma kampanyasının neden olduğunu şimdi daha iyi anlıyorsunuz.
Bir arkadaşımın bizzat yaşayıp anlattığı kendisinden izin alarak size aynen aktarıyorum.
Ankara’nın en önemli AVM’ lerinin birinin en üst katındaki bir cafede arkadaşım ile sohbet ediyorum. Masalar birbirine çok yakın. Arka masaya takım elbiseli kravatlı 3 kişi gelip oturdu. Belli ki siyaset en önemli yerdeler. Konuşurlarken Soylu ismi geçince kulak misafiri olmamak mümkün olmadı.
Biri diyor ki; ‘Ya kardeşim bu Soylu’nun önünü kesmek gerekir. Saray’ın elindeki en büyük silah bu adamdır. Halkın nabzını çok iyi tutuyor. Terör olayı nasıl oldu ise bitti. Adam dağlarda geziyor. Bizimkilerin ona saldırısı fayda değil zarar vermeye başladı. Çünkü sokakta karşılık bulmuyor aksine tepki alıyoruz.
Bir diğeri cevap veriyor: Aynen öyle. Geçen toplantıda bu mevzu konuşuluyor. Adam ne yapsa prim yapıyor. Ak parti içinde de onu Saray’a yakın olduğu için istemeyenler var ama güçleri yetmiyor. ERDOĞAN’dan korkuyorlar.
Evet, aynen konuşulanlar bunlar. Çok şey anlatıyor bu sözler değil mi? Dertlerini görüyorsunuz. O neden ile SOYLU üzerinde son aylarda yoğunlaşan saldırılara baktığımız zaman Bakanın ne denli doğru yolda olduğu görülüyor. Hiç boşuna uğraşmasınlar. Bu milli mücadelenin liderlerinin önünü kesemezler. Dertlerini millete anlatamazlar. Bu sözlerin hareketlerin halkta karşılığı kesinlikle yoktur. Devlete ve millete kalkan ellerin insan hakları olmaz. O eller kesilmelidir. Söz konusu zehir tacirleri ise o evlatları o anaları düşünmeyenlerin elleri kesilecek ayakları kırılacak. Vatana ihanetin nedeni olmaz. Bedeli olur.
Bölücü terör örgütüne akan paranın yüzde 90’ nının uyuşturucu ticaretinden geldiği gerçeği ortada iken Bakan’a kim insan haklarından dem vuruyorsa evladına o ananın sözleri ile bir baksın. Sondan sonra kararını tekrar gözden geçirsin. Eğer kararı hala değişmemişse bu kişi zaten düpedüz vatan hainidir.
Bu ülkede evlatlarını kaybetmiş, evlatları uyuşturucu bataklığı içine saplanmış nice anneler ve babalar var. Birçoğunun ise sesi çıkmıyor. Birçoğunun sesi de duyulmuyor.
O nedenle; Söz konusu; Terörle mücadele, Uyuşturucu ile savaş, evlatlarımızın yaşamı ise herkes iyi bilsin ki bu yolda;
HEPİMİZ SÜLEYMAN SOYLU’YUZ.
Bu millet senelerdir birileri nasıl yaşamasını istediyse öyle yaşadı. Kendisine anlatılana inandı. Kurulan sinsi planlar yüzünden birbirini düşman ilan etti. Kandırıldı. Bölündü. Zayıflatıldı. Lakin Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN Bey göreve geldiği süreçten itibaren kurdukları tüm dengeler alt üst oldu. Türkiye dünyada oyun kurar hale geldi. Siyasi manyetik alan değişti. Türkiye kendisine sığınılır hale geldi. Durumumuz yükselerek devam ediyor.
Bu kutlu yolda Süleyman SOYLU gibi bir yiğit çıktı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın izinden giderek elini güçlendirdi. Her platformda bu gücü artırmaya devam ediyor. Koşturuyor. Gecesini gündüzüne katıp milleti için çırpınıyor. Kötü adam ilan edilmeyi umursamıyor. Birileri ona kötü adam dedikçe halkın gözündeki değeri artıyor. Gönlündeki yeri sağlamlaşıyor.
Millet ile devletin arasını açmaya çalışanlar bundan sonra asla başarılı olamayacaklardır. Millet artık oyunu gördü. Devlet her zaman 18 yaşındadır. Fazla uzun olmayan bir zaman içerisinde bugüne kadar millete ve devlete kurulan oyunların kumpasların hesabını soracaktır. Reisten de SOYLU’dan korkuları da bu yüzdendir. Fakat üzgünüz ki korkunun ecele faydası yoktur. Bu korkuyu baştan hesap edecektiniz. Ne demişler tatlı tatlı yemenin acı acı hesap ödemesi vardır.
Bu vesile ile yazıma son verirken başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN Bey’e ve beraberinde İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman SOYLU Bey’e sağlıklı huzurlu uzun ömürler diler, devletimizin kıyamete kadar emin ellerde payidar olmasını Yüceler Yücesi Allah’tan niyaz ederim. Vatan sağolsun, devletimiz varolsun.
Osman Şahin GÜVEN