TÜRK KONSEYİ

Çok uzun, yorucu, yıpratıcı ve gizlilik dereceli olmak suretiyle yapılan toplantılardan sonra Allah’ın izniyle neticeye gelindi.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN:

“Artık Türk Konseyimizi uluslararası örgüt olarak adlandırmanın vakti geldi. Bu konudaki kararı Türkiye’deki zirvede almayı ümit ediyoruz.”

Beklenen vakit geldi. Tarih yazacak olan oluşum Haziran ayında Antalya’da ilan edilecek. Ve toplantı “gayrı resmi” olacak. Aslında herşey kameralar karşısında büyük bir organizasyonla olacak. Tüm dünya izleyecek. Bu toplantının gayri resmi olarak sıfatlandırılmasının bir sebebi ve vermek istediği bir mesaj var.
“Konu bizim tasarrufumuzda, bizi ilgilendirmekte ve buna kimse müdahale edemez kimse karışamaz” mesajıdır verilmek istenen. Ve bu mesaj Antalya Platformunda tüm dünyaya haykırırcasına ilan edilecek.

Aylardır çok emek verildi ve konsey için tüm uyum faaliyetleri konuşuldu. Hazır hale getirildi.
Tam bir devlet aklı ile ilerleniyor. Duygulara kesinlikle yer yok. Ayrıca kimin ne dediğinin umrumuzda olmadığı da çok ince bir stratejik akılla ifade ediliyor. Tıpkı yapılacağı sadece aile katılımcılarıyla gerçekleşecek düğün organizasyonları gibi. Biz bu düğünü yapıyoruz fakat kimse kusura bakmasın davet edemiyoruz.

Vitrinde görülen isimlerin haricinde isimsiz kahramanlarla dolu bir süreç yaşandı. Hayatlarını gizlilik içerisinde yaşamayı düstur edinen, desinler diye uğraşmayan, yaptığı hizmetlerin karşılığını ahirette almayı arzu eden gerçek kahramanlar. Birçoğunun kanı toprağı suladı. Dünya gözüyle göremeyecek verdiği emeklerin neticesini. Ama inanıyoruz ki Allah (cc) onlara ahiretten gösterir gelinen son noktayı.

Türkiye 1990’dan sonra özgür kalan Türkmen ülkeler ile hızla birlik kurulması çalışması başlatmıştı.
ABD 1990’da SSCB’nin dağılmasına sevindi. Fakat ortaya çıkan yeni devletlerin Türkiye ile birlikte daha da büyüyüp dünyayı tesiri altına alacağı dünleri öngörerek süreci tehlikeli buldu.
Ve bu oluşumu baltalayabilmek için elinden geleni ardına koymadı.

Bizler olan olayları hep en son duyarız. O noktaya gelinene kadar neler yaşandığını, ne gibi dertlerle boğuşulduğunu, ne tür kahpeliklerle mücadele edildiğini bilmeyiz. Hemen ülkeler davet edildi ve biraraya gelindi ve iş tamamlandı zannederiz.
Bir de bu gibi süreçleri kendine mal etmeye çalışan süreç avcıları vardır. Özellikle gizlilik dereceli konuları seçip, söyledikleri sözün doğruluğunun sınanmasının zor veya imkânsız olduğu o aralıkları kendilerini işin içine katarak ucuz kahramanlık satarlar insanlara.

Hiç merak etmeyin sahte kahramanlar. Devletimiz sizleri iyi tanıyor. Zamanı geldiğinde karamanlık derecenizi sınamak için ufak çaplı imtihanlara tabi tutulacaksınız.

Evet, süreci tamamlayabilmek için ince hesaplar, hedef şaşırtmalar, planı erkene alma gibi etraftaki ayrık otlarını meydana çıkarıcı hamlelerden sonra artık hayırlı sona gelindi.
Türk Konseyi kurulup genişletilip ortak birçok alanda faaliyetler başlatılacak.

Özlenen beklenen Türkiye Allah’ın izniyle harekete geçecek. Dünyanın virüsle boğuştuğu ve kimsenin tam olarak böylesi konularla ilgilenemeyeceği bir zaman aralığında bu oluşumun tamamlanması Allah’ın bir lütfudur.
Birliğin olmadığı yerde Türkiye hiçbir yere tek başına yardım edemez.
Böylesi somutlaşmış bir güç birliği kurulmadan dünyadaki mazlumlara ancak kısıtlı seviyelerde destek olunabilir. Sosyal medyada tweetler atılır. Youtube’da videolar çekilir. İş sonuca varmaz eylem gerçekleşemez.

Fakat Türkmen devletlerle farklı alanlarda faaliyet başlatılarak başta “orta dereceli bir dalga” oluşturulduğunda durum elbette çok farklı olur. Siyasi ve bürokratik olarak birlikte hareket edildiğinde tüm dünya üzerinde caydırıcılık tesis edilir.

Dünya dengelerinin kritik eşikte bulunduğu bu süreçte yeni bir denge kurmak zordur. Türkiye tek başına her yere yetemez. Fakat bu organizasyona dâhil olan Türk Devletleri de Türkiye olmadan hiçbir şey yapamaz. Bunu biliyorlar.
İnşallah hepsi Müslüman Türk’ün davasına sahip çıkacak ruhi mertebededirler. Aksi takdirde olan yine kendilerine olur.

Bu her zaman böyle olmuştur. “Ben” diyenin sonu abad olmamıştır. “Biz” diyerek yola çıkan ve o şekilde devam edenlerin yardımcısı Allah (cc) olmuştur.
Her zaman söylediğimiz gibi Türkiye İslam Davası’nın amiral gemisidir. Bu geminin kıyamete kadar yüzeceği Peygamber Efendimizin hadislerinde açıkça beyan edilmiş ve hadis-i kutsilerle de tasdik edilmiştir. İnanan inanır. İnanmayan yolda kalır ve hedefe varan gemiyi mutlak surette görür.
Ahiretin tarlası olan dünyada el birliği ile Allah rızası için milletimiz ve devletimizin hizmetinde bulunarak İslam davasında hizmet etmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin. Devletimiz kıyamete kadar payidar olsun. Allah (cc) Hadis-i kutside buyurduğu üzere gazap ettiği milletleri Türklerin eliyle cezalandırması ve kol kanat gerilmesi gereken mazlumlara Türkleri hizmetkâr kılması dileklerimizle.
Kızıl elmaya kadar durmak yok hizmete devam.

Osman Şahin GÜVEN